Dünya yorulduğunda, zaman kendi üzerine kapanır.
İnsanlar bunu fark etmez; çünkü gözleri ileriye bakmaya alışıktır.
Oysa bazı anlar vardır ki, ileri gitmek mümkün değildir.
İşte bu kapı, tam o anlarda ortaya çıkar.
Bu çöl, sıradan bir çöl değildir.
Burada rüzgâr yön değiştirmez, kum iz bırakmaz.
Çünkü burası, karar verilmemiş hayatların bekleme alanıdır.
Ortada yükselen o halka…
Ne tamamen taştır, ne de tamamen metal.
O, geçmişten koparılan parçalarla geleceğin ihtimallerinin birleşimidir.
Her kıvrımı bir seçimdir.
Her çatlağı, vazgeçilen bir ihtimal.
Halkanın içinden görünen güneş, gökyüzünde değildir aslında.
O, zamandır.
Ne doğar, ne batar. Sadece durur.
Çünkü buraya gelen herkes için zaman, karar verilene kadar askıya alınır.
Bu kapının bir efsanesi vardır:
Eğer bir insan buradan geçerse, hayatı değişmez.
Ama hayata bakışı geri dönülmez biçimde dönüşür.
Geçenler şunu söyler:
Kapının içinden adım attığında ne bir ses duyarsın ne de bir ışık patlaması olur.
Sadece kısa bir boşluk hissi…
Sanki her şey senden çekilir.
Unvanın, korkuların, pişmanlıkların, beklentilerin.
Ve sonra…
Kendinle karşılaşırsın.
Olmak istediğin hâlinle değil, olabileceğin en dürüst hâlinle.
Bu yüzden kapı kusursuz bir daire değildir.
Çünkü insan da değildir.
Bir yanı keskin, bir yanı eksik.
Ama yine de tamam.
Bu tabloya bakan herkes, farkında olmadan kendi kapısının önünde durur.
İçinden şu soru geçer:
“Geçmeye hazır mıyım…
yoksa burada durup bakmak bana yetiyor mu?”
Bu eser, cevap vermez.
Çünkü bazı sorular, yalnızca sessizlikte yaşar.
Ürün Özellikleri ve yapısı:
