"Zamanda Yolculuk"
Bu tabloya bakınca ilk hissedilen şey zamansız bir sakinliktir.
Sanki dünya bir anlığına nefesini tutmuş, deniz bile konuşmamayı seçmiştir.
Burası bir saray değildir.
Her ne kadar mermer sütunlar ve altın işlemeler bunu fısıldasa da…
Burası aslında bekleyişin mekânıdır.
İki kız kardeş burada her yaz buluşurdu.
Biri büyük, biri küçük.
Ama yaş farkları, taşıdıkları yükler kadar belirgin değildi.
Büyük olan, denize dönük durur.
Çünkü bazı insanlar yüzünü ufka verir.
Gelecekten kaçmaz; ama onunla göz göze gelmeye de cesaret edemez.
Küçük olan, ablasına bakar.
Çünkü bazı sorular denize değil,
insanın en yakınına sorulur.
Saçlarındaki çiçekler süs değildir.
Bunlar, çocukken birlikte topladıkları yabani çiçeklerin hatırasıdır.
O zamanlar hayat basitti.
Sözler kısa, hayaller netti.
Şimdi ise rüzgâr bile ağır eser.
Denizin üzerindeki yelkenliler, gitmeyi bilenleri temsil eder.
Ama kız kardeşler hâlâ buradadır.
Çünkü gitmek her zaman bir yer değiştirme değildir.
Bazen gitmek, bir kararı kabul etmektir.
Mermer korkuluklar soğuktur.
Ama ellerini üzerine koyarlar.
Çünkü insan, karar verirken somut bir şeye tutunmak ister.
Büyük olan bilir:
Bir şeyleri bırakacaktır.
Bir şehir, bir aşk, belki bir hayat biçimi…
Küçük olan hisseder:
Bir şeyler değişecektir.
Ve değişim, her zaman kötü değildir; ama her zaman acıtır.
Bu yüzden konuşmazlar.
Çünkü bazı anlar kelimelerle değil,
birlikte susarak yaşanır.
Tabloda yüzlerini net göremeyiz.
Çünkü bu hikâye tek bir zamana ait değildir.
Bu iki kız kardeş, her çağda vardır.
Her sahil kasabasında.
Her “gitmeli miyim?” sorusunda.
Bu tablo, ayrılığı anlatmaz.
Ama ayrılığın öncesindeki o temiz, kırılgan anı yakalar.
Ve şunu fısıldar:
Bazı insanlar hayatımızdan çıkmaz.
Sadece farklı bir kıyıdan bakmaya başlar.
Bu tablo ne bırakır?
Bu eser:
Ürün Özellikleri ve yapısı:
