"Evren Gözler"
Bu tabloya bakınca ilk hissedilen şey karanlık değil, derinliktir.
Bir boşluk değil; içinde yıldızlar taşıyan bir ağırlıktır.
Bir zamanlar insanlar gökyüzüne bakardı.
Sonra bakmayı bıraktılar.
Gökyüzü de buna karşılık, bazı insanlara bakmaya başladı.
Bu yüz, işte o bakışlardan birine aittir.
O bir tanrı değildir.
Ama artık tam olarak insan da sayılmaz.
Çünkü bir gün, görmek istemediği hâlde her şeyi görmüştür.
Gözleri kapanmamıştır.
Gözleri dönüşmüştür.
Bir gece, yıldızlar olması gerekenden daha yakındı.
Gökyüzü ağırlaştı, sarktı ve bu yüzün içine aktı.
O an, görüş kayboldu; ama algı başladı.
Artık renkleri değil,
anlamları görüyordu.
Altın çatlaklar, kırılmanın izleri değildir.
Bunlar, içine sığmayan bilginin dışarı sızan damarlarıdır.
Her çatlak bir hakikat, her parıltı bir yüktür.
Saçları rüzgârla değil, zamanla savrulur.
Çünkü burası bir an değil,
bir fark ediş hâlidir.
Ağzı kapalıdır.
Çünkü gördüklerini anlatmak mümkün değildir.
Bazı gerçekler dile gelirse küçülür.
Bu yüzden susar.
Gökyüzü gözlerini örtmüştür çünkü:
İnsan baktığında hâlâ yargılar.
Ama karanlıkta kalanlar, anlamaya başlar.
Bu yüzden bu yüz ne acı çeker gibi durur, ne huzurlu.
O, bilmenin tarafsız hâlidir.
Tablo şunu fısıldar:
Her şey görüldüğünde aydınlanma olmaz.
Bazı şeyler görüldüğünde,
artık geri dönemezsin.
Bu yüz, geri dönmeyenlerin yüzüdür.
Ama kaybolanların değil.
Derinleşenlerin.
Bu tablo ne bırakır? Bu eser:- Bilginin ağırlığını
- Görmenin bedelini
- Sessiz fark edişleri anlatır.
Duvara asıldığında mekâna ışık getirmez.
Mekâna derinlik getirir.
Ve bakan herkes, fark etmeden şunu hisseder:
“Ben gerçekten görmek istiyor muyum…
yoksa sadece bakıyor muyum” ?
Peki ya ben size sormak istiyorum; Bakmak ve görmek aynı şey midir ?
Ürün Özellikleri ve yapısı:
- Baskı kağıdımız Kanvas malzemedir.
- İç çerçeve ağacımız Kavak Ağacıdır.
Ürün Ölçüleri:- Yükseklik: 40 Cm
- Genişlik: 60 Cm
- Derinlik: 2.5 Cm