“Işığı Beklemeyen Çiçekler”
Bu tabloya bakınca ilk hissedilen şey ışığın sabrıdır.
Güneş yoktur ama her yer aydınlıktır.
Sanki gün, bitmeyi kabul etmemiştir.
Bu ayçiçekleri, güneşe bakmak için yaratılmadı.
Onlar, ışık yokken de ayakta kalmayı öğrenmiş çiçeklerdir.
Vazo eski bir toprak kaptır.
Bir zamanlar su taşımıştır,
sonra sessizlik.
Şimdi ise hafızayı taze tutar.
Bu evde bir kadın yaşardı.
Adını kimse hatırlamaz.
Çünkü o, kendini anlatmayı değil, bakmayı seçmişti.
Her sabah pencereyi açar,
gökyüzünün rengine bakardı.
Bulutlar griyse çiçekleri sulardı.
Mavi ise dokunmazdı.
Çünkü bilirdi:
Bazı günler müdahale etmek değil,
beklemek gerekir.
Ayçiçekleri birbirine benzemez.
Biri daha dik,
biri hafif eğik,
biri kenarda, sessiz.
Tıpkı insanlar gibi.
Ama hepsi aynı vazoda durur.
Çünkü bu tablo, bireysel güzelliği değil,
birlikte var olmayı anlatır.
Sarı, burada neşenin rengi değildir.
Sarı, dayanıklılığın rengidir.
Her fırça darbesi,
“buradayım” demenin başka bir yoludur.
Mavi arka plan, gökyüzü değildir.
Bu, dış dünyanın gürültüsüdür.
Dalgalar gibi kıpırdar ama içeri girmez.
Masanın köşesi serttir.
Hayat gibi.
Ama vazo tam orada durur.
Kırılmadan.
Bu çiçekler solmaz.
Çünkü bu tablo, bir anı değil,
bir tutumu resmeder.
Işığı beklemeyenlerin tutumunu.
Görülmeyi beklemeden açanların.
Alkış gelmeden de parlayanların.
Ve tablo şunu fısıldar:
Güneş her zaman doğmayabilir.
Ama bazı çiçekler,
doğmasını beklemez.
Bu tablo ne bırakır ? Bu eser:- Umudu yüksek sesle değil, ısrarla taşıyanları
- Sessiz gücü
- Parlak olmanın bağırmak olmadığını anlatır.
Duvara asıldığında mekâna enerji değil,
istikrar koyar.
Ve bakan herkes, fark etmeden şunu hisseder:
“Ben en son ne zaman ışık yokken de açtım” ?
Ürün Özellikleri ve yapısı:
- Baskı kağıdımız Kanvas malzemedir.
- İç çerçeve ağacımız Kavak Ağacıdır.
Ürün Ölçüleri:- Yükseklik: 60 Cm
- Genişlik: 40 Cm
- Derinlik: 2.5 Cm